Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği Yayımlandı: Taslaktan Nihai Metne Neler Değişti
Türkiye’nin karbon fiyatlandırma mekanizmasının temel düzenlemelerinden biri olan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, 27 Ağustos 2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Yönetmelik; sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması süreçleri ile Türkiye Emisyon Ticaret Sisteminin (TR ETS) uygulanmasına ilişkin usul ve esasları aynı düzenleme altında topluyor. Aynı zamanda 17 Mayıs 2014 tarihli Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılıyor ve bu Yönetmeliğe yapılan atıfların yeni Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliğine yapılmış sayılacağı düzenleniyor.

Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.
Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği ilk kez bugün karşımıza çıkan bir metin değil. Yönetmeliğin taslağı, İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından 22 Temmuz 2025 tarihinde kamuoyunun görüşüne açılmıştı. Yaklaşık bir yılı aşan taslak ve istişare sürecinin ardından yayımlanan nihai Yönetmelikte, taslağın temel mimarisinin önemli ölçüde korunduğu ancak özellikle pilot dönem, uygulama takvimi ve bazı yükümlülüklerde önemli değişiklikler yapıldığı görülüyor.
Türkiye ETS Kapsamına Hangi Tesisler Giriyor
Yönetmeliğin 5. maddesine göre Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi, EK-1’de belirtilen faaliyetleri yürüten tesisler arasından Kategori B ve Kategori C tesisleri kapsıyor.
Tesis kategorileri yıllık emisyon seviyelerine göre şu şekilde tanımlanıyor:
Kategori A: Yıllık emisyonu 50.000 ton CO₂e veya altında olan tesisler.
Kategori B: Yıllık emisyonu 50.000 ton CO₂e’nin üzerinde ve 500.000 ton CO₂e veya altında olan tesisler.
Kategori C: Yıllık emisyonu 500.000 ton CO₂e’nin üzerinde olan tesisler.
Burada özellikle ETS kapsamı ile sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması kapsamının birbirinden ayrılması gerekiyor.
Yönetmeliğin 27. maddesine göre EK-1’de yer alan faaliyetler sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanmasına tabi. Buna karşılık Madde 5 uyarınca ETS’nin kendisi Kategori B ve C tesisleri kapsıyor. Dolayısıyla bir tesisin sera gazı emisyonlarını izleme ve raporlama yükümlülüğünün bulunması, tek başına o tesisin tahsisat teslim yükümlülüğü bulunan ETS kapsamındaki bir tesis olduğu anlamına gelmiyor.
Okul, üniversite, hastane ve savunma sanayi kuruluşlarına ait tesisler ise ilgili faaliyetleriyle sınırlı olmak üzere ETS dışında bırakılmış durumda. Bununla birlikte Yönetmelik, bu tesislerin EK-1 kapsamındaki faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonlara ilişkin izleme, raporlama ve doğrulama yükümlülüklerinin devam edeceğini açıkça belirtiyor.
Türkiye ETS Nasıl İşleyecek
Yönetmelikte ETS üst sınırının belirlenmesinde emisyon yoğunluğu temelli yaklaşımın esas alınacağı düzenleniyor.
Sistem kapsamında tahsisatlar İşlem Kayıt Sisteminde oluşturulacak; tahsisatlar ücretsiz dağıtılabilecek veya birincil piyasada satışa sunulabilecek. Ücretsiz tahsisatlarda ise alt tesis bazında kıyas yöntemi uygulanacak.
Ücretsiz tahsisat hesabında kıyas değeri, ücretsiz tahsisat oranı, sektörel faaliyet katsayısı ve alt tesisin faaliyet seviyesi birlikte dikkate alınacak.
Ücretsiz tahsisat oranının faaliyetler bazında belirlenmesinde Karbon Piyasası Kurulu yetkili olacak. Bu nedenle her tesisin doğrulanmış emisyonunun otomatik olarak tamamen ücretsiz tahsisatla karşılanacağı şeklinde bir sistem öngörülmüyor.
İşletmelerin doğrulanmış sera gazı emisyonlarına karşılık gelen tahsisatları yükümlülük yılının Kasım ayının son iş gününe kadar İşlem Kayıt Sistemi üzerinden teslim etmeleri gerekecek.
Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştirilen projelerden elde edilen karbon kredilerinin de Karbon Piyasası Kurulunun belirleyeceği oranı aşmamak şartıyla ETS yükümlülüklerinin karşılanmasında kullanılabilmesi mümkün olacak.
Taslaktan Nihai Yönetmeliğe En Önemli Değişiklik: Pilot Dönem
Temmuz 2025’te yayımlanan taslakta pilot uygulama oldukça ayrıntılı şekilde tanımlanmıştı.
- 2026 ve 2027 yıllarının pilot dönem olması,
- pilot dönemde yalnızca belirli faaliyetlerin ve Kategori B-C tesislerin yer alması,
- pilot dönemde ilgili tesislere %100 ücretsiz tahsisat verilmesi,
- pilot dönemde karbon kredileriyle denkleştirme yapılmaması,
- pilot dönem işlemlerinin 30 Nisan 2029 tarihine kadar devam etmesi,
- birinci uygulama döneminin 2028-2035 yıllarını kapsaması
öngörülüyordu.
Nihai Yönetmelikte ise bu takvim ve pilot sektör listesi aynı şekilde yer almıyor.
Geçici Madde 1 artık pilot uygulama döneminin kapsamının, süresinin ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarının; ilgili kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşlarının görüşü alınarak Karbon Piyasası Kurulu tarafından belirleneceğini düzenliyor.
Bu değişiklik önemli.
Taslak üzerinden yapılan eski değerlendirmelerde geçen “pilot dönem 2026-2027 olacak”, “şu sektörler pilot kapsamda olacak” veya “pilot dönemde %100 ücretsiz tahsisat uygulanacak” gibi ifadelerin artık doğrudan nihai Yönetmelik hükmü olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Bu hususların Karbon Piyasası Kurulunun pilot uygulamaya ilişkin sonraki kararları ile netleşmesi bekleniyor.
İki Aylık İzleme Metodolojisi Planı Süresi Kimler İçin Geçerli
Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte en fazla dikkat edilmesi gereken hükümlerden biri Geçici Madde 3.
Buna göre, pilot uygulama dönemi kapsamında yer alan işletmeler, ilk İzleme Metodolojisi Planlarını Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde elektronik ortamda İklim Değişikliği Başkanlığına sunacak.
Başkanlık gerekli görürse bu süreyi altı aya kadar uzatabilecek.
Ancak hüküm burada bitmiyor.
Kategori B ve C kapsamında bulunmasına rağmen pilot uygulama döneminde İzleme Metodolojisi Planı sunmamış işletmeler için ilk planın, birinci uygulama döneminin başlayacağı yıldan önceki takvim yılının sonuna kadar sunulması düzenlenmiş durumda.
Dolayısıyla Yönetmelik yayımlandığı anda bütün Kategori B ve C tesisler için iki aylık ortak bir İzleme Metodolojisi Planı son tarihi oluştuğunu söylemek doğru görünmüyor.
Öncelikle pilot uygulama kapsamının Karbon Piyasası Kurulu tarafından belirlenmesi önem taşıyor.
İzleme Planı ile İzleme Metodolojisi Planı Aynı Şey Değil
Bu noktada iki kavramın da birbirinden ayrılması gerekiyor.
Sera Gazı Emisyon İzleme Planı, tesisin emisyonlarının nasıl izleneceğini belirleyen temel İRD dokümanı.
İzleme Metodolojisi Planı ise özellikle alt tesisler, faaliyet seviyeleri ve ücretsiz tahsisat hesabında kullanılacak verilerin nasıl izleneceğini tanımlayan farklı bir doküman.
Yönetmelik, İzleme Metodolojisi Planının asgari içeriğini EK-4’te ayrıca düzenliyor. Bu ayrım, ETS hazırlıkları sırasında firmaların dokümantasyon sistemlerini oluştururken özellikle dikkate alınmalı.
Taslakta 2025 Sonu Olan Plan Tarihi Değiştirildi
Bu konu aynı zamanda taslak ile nihai metin arasındaki dikkat çekici değişikliklerden biri.
Taslak Yönetmelikte işletmelerin ilk İzleme Metodolojisi Planlarını 2025 yılı Aralık ayının son iş gününe kadar sunmaları öngörülüyordu.
Nihai Yönetmelikte ise sabit tarih kaldırılarak pilot kapsamındaki işletmeler bakımından Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren iki aylık süre getirildi.
Bu değişiklik, Yönetmeliğin yayımlanma tarihinin taslakta öngörülenden daha ileri bir tarihe kalması nedeniyle uygulama takviminin yeniden kurulmuş olduğunu gösteriyor.
Sera Gazı Emisyon İzni İçin Geçiş Süresi Devam Ediyor
ETS kapsamına girecek işletmelerin sera gazı emisyonuna neden olan faaliyetlerini sürdürebilmesi için Başkanlıktan sera gazı emisyon izni alması gerekiyor.
7552 sayılı İklim Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içerisinde ETS kapsamına girecek işletmelerin izinlerini almaları gerekiyor. Geçiş süresi boyunca bu işletmelerin bir defaya mahsus olmak üzere izinlerinin bulunduğu kabul ediliyor. Gerekli görülmesi halinde bu süre Karbon Piyasası Kurulu kararı doğrultusunda iki yıla kadar uzatılabilecek.
Verilecek sera gazı emisyon izinleri ise beş yıl süreyle geçerli olacak ve işletmelerin geçerlilik süresinin sona ermesinden en az altı ay önce yenileme başvurusu yapması gerekecek.
Yeni Bir İstisna: Doğalgaz ve Ham Petrol İletimi ve Depolanması
Taslakta bulunmayan dikkat çekici hükümlerden biri de Geçici Madde 6.
Nihai Yönetmeliğe göre doğalgazın ve ham petrolün iletimi ve depolanması kapsamındaki faaliyetler, birinci uygulama döneminin sonuna kadar ETS dışında bırakılıyor.
Ancak burada da kritik ayrım korunuyor: bu istisna izleme, raporlama ve doğrulama süreçlerini kapsamıyor. Dolayısıyla söz konusu faaliyetler ETS tahsisat yükümlülüğünün dışında tutulurken İRD yükümlülükleri devam ediyor.
Bildirim Sürelerinden Bazıları Sıkılaştırıldı
Taslak Yönetmelikte EK-1 kapsamındaki faaliyetlere veya izleme planına etki edebilecek değişikliklerin Başkanlığa 60 gün içerisinde bildirilmesi öngörülüyordu.
Nihai Yönetmelikte bu süre 30 güne düşürülmüş durumda.
Bu değişiklik, tesis kapasitesi, faaliyet, işletmeci veya izleme metodolojisini etkileyebilecek değişikliklerin daha yakından takip edilmesini gerekli hale getiriyor.
Sera Gazı Emisyon Raporlamasında Yaptırımlar Netleşti
Nihai Yönetmeliğin 35. maddesi idari yaptırımları tesis kategorileri ve emisyon seviyelerine göre ayrıntılı olarak düzenliyor.
Doğrulanmış sera gazı emisyon raporunun süresi içerisinde sunulmaması halinde nihai Yönetmelikte;
Kategori A tesisler için 627.450 TL,
Kategori B tesisler için emisyon aralığına göre 1.254.900 TL veya 2.509.800 TL,
Kategori C tesisler için 4.392.150 TL veya 6.274.500 TL
idari para cezası öngörülüyor.
ETS kapsamındaki işletmelere ise bu cezaların iki katı uygulanıyor.
Sera gazı emisyon izni olmaksızın faaliyet gösterilmesi veya süresi sona ermiş ya da iptal edilmiş izinle faaliyete devam edilmesi halinde ise tesis kategorisi ve emisyon aralığına göre 1.254.900 TL ile 12.549.000 TL arasında değişen idari para cezaları düzenlenmiş durumda.
Pilot uygulama döneminde İklim Kanununda belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden kaynaklanan idari para cezalarının %80 indirimli uygulanması hükmü ise 7552 sayılı İklim Kanununda halen bulunuyor.
İşletmeler Şimdi Neye Odaklanmalı
Yönetmeliğin yayımlanmasıyla birlikte şirketler açısından ilk aşamada doğrudan karbon fiyatının ne olacağından önce kapsam ve veri altyapısının doğru kurulması önem kazanıyor.
Öncelikle tesis faaliyetlerinin Yönetmeliğin EK-1’i açısından değerlendirilmesi ve tesis kategorisinin belirlenmesi gerekiyor.
Ardından işletmenin yalnızca izleme-raporlama-doğrulama yükümlülüğüne mi tabi olduğu, yoksa Kategori B veya C kapsamında ETS yükümlülüklerinin de doğup doğmadığı ayrıştırılmalı.
ETS kapsamına girecek işletmeler açısından alt tesislerin belirlenmesi, faaliyet seviyelerinin izlenmesi, İzleme Metodolojisi Planının hazırlanması ve ücretsiz tahsisat hesabında kullanılacak veri altyapısının oluşturulması ayrı bir çalışma alanı oluşturacak.
Bununla birlikte pilot uygulama kapsamına ilişkin Karbon Piyasası Kurulu kararı, bundan sonraki süreçte yakından takip edilmesi gereken en önemli düzenlemelerden biri olarak görülüyor.
Sonuç: Yönetmelik Yayımlandı, Ancak ETS Tasarımının Bazı Kritik Unsurları Sonraki Kararlarda Netleşecek
Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliğinin yayımlanması, Türkiye’de karbon fiyatlandırma altyapısının kurulması açısından önemli bir aşamayı tamamlıyor.
Ancak nihai metin incelendiğinde, 2025 yılında yayımlanan taslakta oldukça ayrıntılı biçimde belirlenen bazı takvim ve pilot uygulama hükümlerinin Yönetmelikten çıkarıldığı; özellikle pilot dönemin kapsamı ve süresi konusunda Karbon Piyasası Kuruluna daha geniş bir belirleme alanı bırakıldığı görülüyor.
Bu nedenle firmaların yalnızca 2025 tarihli taslak üzerinden oluşturulmuş eski sunumlara, değerlendirmelere veya yol haritalarına göre hareket etmemesi; 27 Ağustos 2026 tarihli nihai Yönetmeliği ve bundan sonra yayımlanacak Karbon Piyasası Kurulu kararlarını birlikte takip etmesi önem taşıyor.
Özellikle pilot kapsamın açıklanmasıyla birlikte hangi tesislerin iki aylık İzleme Metodolojisi Planı yükümlülüğüne tabi olacağı, pilot dönem takvimi ve tahsisat uygulamasının ayrıntıları çok daha net şekilde ortaya çıkacaktır.
Kaynaklar
27 Ağustos 2026 tarihli Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği – Resmî Gazete
Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği Taslağı – İklim Değişikliği Başkanlığı